Firma No
12939607079745365560
Sektör
Tarihi Yer
Adres
Binbirdirek, At Meydanı Cd No:53, 34122 Fatih/İstanbul
Web Site
www.thebyzantinelegacy.com/serpent-column
Görüntülenme
6
Yorum Sayısı
13
Puan
4.6 / 5
Yorumlar

 Luís Manuel Peinado

17.03.2026

Esta columna conmemora una batalla de los griegos sobre los persas, fue llevada a Constantinopla por Constantino I en el año 324, firmaba parte de un trípode de sacrificios. Tiene una altura de 8 metros. Hoy sólo queda la base, se encuentra en el barrio de Sultanahmet, rodeada de jardines


 Alexander Vladimirov

16.03.2026

There are two obelisks on the square (the Obelisk of Constantine and the Egyptian Obelisk), with a small column located between them - it is not even always visible at a distance. All three objects are interesting, but let's focus on the column. It is called the Serpent Column because it used to be topped by three serpent heads, which supported a golden tripod. In fact, the column was the base of a sacrificial tripod, and it was created back in the 5th century BC by melting down captured Persian weapons. Later, Constantine brought the column to Constantinople, the city he founded. Then, as often happens, first the tripod was lost, and later the serpent heads were lost too. Most likely, the heads were lost around 1700; two were found, but one is still missing. Like the other two monuments, this one also has a fairly large cultural layer (and even then, it probably gets even thicker in other places). It is always interesting to think that "people lived here too" - though not a meter deep -) An interesting monument that is especially fascinating to examine in the context of the other two. If you are near Hagia Sophia or the Blue Mosque, stop by the square where the obelisks stand - there is plenty to see there.


 Abdulkerim Çolak

12.03.2026

Sultanahmet Meydanı'nın (eski Hipodrom) ortasında, etrafındaki görkemli yapıların arasında bazen gözden kaçabilen ama hikayesi belki de meydandaki en eskilere dayanan muazzam bir anıt. Dile kolay, 2500 yıldan daha yaşlı! Ta Delfi'deki Apollon Tapınağı'ndan sökülüp Büyük Konstantin tarafından İstanbul'a getirilmiş. Birbirine dolanmış bronz yılan gövdelerini incelerken, bu eserin antik çağlardan günümüze kadar nelere şahitlik ettiğini düşünmek insanı gerçekten büyülüyor. Yılanların başları bugün üzerinde olmasa da (biri hemen yakındaki Arkeoloji Müzesi'nde sergileniyor), taşıdığı o tarihi ruh hala çok güçlü. Analog makinemin vizöründen bu binlerce yıllık sessiz tanığı kadrajlarken, tarihin o derinliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Sultanahmet'te yürürken sadece yanından geçip gitmeyin, mutlaka durup bu köklü geçmişe yakından bakın.


 拓荒者

28.02.2026

大約看得出來是三條蛇捲在一起,歲月的摧殘,有些破損


 Gülümser Yeniay Özdemir

24.02.2026

Yılanlı Sütun'un hikayesi Yunanista'daki Delfi antik kentinde başlıyor. Burada Perslere karşı birleşen 31 Yunan sitesinin antik zamanlarda kazandığı zaferin anıtı olarak tasarlanan tunç sütun, tanrı Apollon'a adanmış. Şeklinin yılan olması ise Apollon'un kötücül Piton'u yok edişini simgeliyor. Yılanlı Sütun veya Burmalı Sütun (Yunanca: Τρικάρηνος Ὄφις Τrikarenos Οphis), İstanbul'un Sultanahmet semtinde yer alan Hipodrom'dan (bugünkü At Meydanı) kalan, birbirine dolaşmış üç piton yılanının tasvir edildiği bronzdan yapılmış Antik Yunan anıtı. Kayıp Yılan Başları: Yılanlı Sütun'un en dikkat çekici özelliklerinden biri olan üç yılan başı, orijinalde sütunun tepesinde yer alıyordu. Ancak zaman içinde bu başlar kaybolmuştur. Son kalan baş, 1700'lü yıllarda kırılmış ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir


 anel

23.02.2026

Zmijski stub.


 Abdurrahim Vural

22.02.2026

MÖ 479 yılında Platea Savaşında Persleri yenen birleşmiş 31 Yunan şehri, savaşta elde ettikleri bronz ganimetleri eriterek bu eseri yaptırtmış ve Delfi'deki Apollo mabedinin karşısına dikmişlerdi.Apollon'un üç başlı bir yılanı öldürdüğüne dair mitolojik anlatı nedeniyle sütunun yapımında birbirine dolanmış üç yılandan figürü seçilmişti. Sütun, çan biçimli bir kaidenin üzerinde yer almaktaydı. Sütunu oluşturan yılanların kafaları üzerine ise altın veya altın kaplama olduğu düşünülen kazan yerleştirilmişti. Kazanda hiç söndürülmeyen bir ateş yanmaktaydı. Yekpare döküm tekniği ile içi boş olarak yapılmış olan sütun 6,5 m yüksekliğiydi; yüksekliği kazanla birlikte 8metreyi buluyordu. Savaşın kahramanı Sparta kralı Pausanias, anıtın kaidesi üzerine kendisini zaferin tek kahramanı gibi gösteren bir yazıt yazdırmıştı. Fakat kısa bir süre sonra yazıt Spartalıların isteği üzerine silinerek, Perslerin yenilmesinde rol oynayan 31 Helen şehir devletinin adları doğrudan doğruya sütun üzerine kazınmıştır. Sütuna kazınmış isimler, bugün Kuzeydoğu yönüne rastlayan (Sultanahmet Camisi'ne bakan) yüzünde halen görülebilmektedir. Sütunun üstüne yerleştirildiği düşünülen altın kazan, MÖ 357-346 yılları arasında savaş masraflarını karşılamak için eritilmiştir. Bu tarihten sonra, anıtın sadece üç yılan sarmalından oluşan ve bugün Yılanlı Sütun olarak adlandırdığımız sütun kısmı kalmıştır. Sütunun Delfi tapınağına dikildikten sonra tapınağı ve şehri yılan, akrep gibi zararlı sürüngen ve böceklere karşı koruması için güçlü büyüler yapıldığına inanılmaktaydı. MS 4. yüzyılda, Roma İmparatorluğu’nun yeni başkenti olan Constantinopolis’e, Büyük Konstantin tarafından getirildiği kabul edilmektedir. 1204‘te Haçlılar tarafından eritilmek veya talan edilmekten kurtulmasının sebebi çeşme olarak yararlı bir işlevi olmasından kaynaklandığı düşünülür; bu tarihten sonra daha ne kadar çeşme olarak hizmet verdiği tam olarak bilinmez. Üç yılan başlı haliyle son olarak Avrupalı gezgin A. De la Motraye’nin 1699 tarihli gravüründe göründü. Yılan başlarının nasıl sütundan koptuğuna dair çeşitli rivayetler vardır. Topkapı Sarayı kütüphanesinde bulunan Hümernâme’de Fatih Sultan Mehmet‘in Atmeydanı‘na geldikten sonra kargısını fırlatıp yılanın alt çenesini kırdığı anlatılır. Evliya Çelebi'ye göre; " İstanbul'daki 17. tılsımlı burma direktir. Bu sütunun tılsımı ile şehre yılan gibi hayvanlar girmemektedir. Bu direk üç başlı ejderha suretini gösterip başının birisini bir yeniçeri kılıç ile bir vuruşta kırmıştır. O tarihte kısmen tılsımı bozulmuş olup, İstanbul içine yılan, çiyan ve akrep gibi hayvanlar yayılmışlardır." 1700‘de kalabalık bir ekiple İstanbul‘a gelen ve hipodroma yakın bir yerde misafir edilen Polonya elçisi Viniava Lescynski‘nin adamları tarafından yapıldığı ileri sürülmektedir. Kaybolan yılanbaşlarından birisinin üst çene ve başın üst yarısına ait parçası o tarihte Ayasofya'yı onaran mimar Fossati tarafından 1848 yılında bulunmuş ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Alt çenesi ise İngiltereye kaçırılmış ve British Museum da sergilenmektedir.


 ตะนาว 419

19.02.2026

Türkiye Day 2: Sultanahmet Square In the heart of Istanbul lies Sultanahmet Square, known in ancient times as the Hippodrome of Constantinople. Back then, it was a massive arena for Chariot Racing, capable of holding up to 100,000 spectators! It served as a grand meeting point for the elite to display their political influence and religious power. At the center of the track stood the Spina, a central axis that functioned as an open-air museum. Even today, you can witness three monumental pieces of history standing tall: Obelisk of Theodosius: A majestic Egyptian obelisk—the oldest monument in the city. Serpent Column: The spiraling bronze column cast from the melted weapons of defeated Persian soldiers. ️ Walled Obelisk: A towering stone pillar once clad in shimmering gilded bronze, now a somber reminder of the wealth looted during the Crusades. Our group gathered here after visiting The Blue Mosque, giving us time to wander around the Hippodrome. It was a moment to reflect on the rising and falling tides of Constantinople and the immense grandeur of the Eastern Roman Empire. ️ It is mind-blowing to realize that the Greek artifacts here predate the existence of Buddhism itself! It truly highlights the duality of humanity throughout history—our incredible capacity to create, to innovate, and, unfortunately, to destroy. #csTürkiye19270468


 Artem Harrington

17.02.2026

Good


 Fargo

16.02.2026

Davvero un peccato manchino le teste dei serpenti


 Boris Teodosijević

16.02.2026

Nice piece of history, even better when you know its story. Too bad it's upper part was destroyed during 1700s.


 Ronald van der Meer

16.02.2026

Geweldig historisch object. Komt hier niet tot zijn recht en hoort qua karakter en historische waarde thuis in Delphi. Verder een mooi plein met imponerende obelisken.


 Asena Duyar

12.02.2026

Burayı ziyaret ettiğim için gerçekten çok şanslı hissediyorum. Mekanın enerjisi o kadar yüksek ki içeri girdiğiniz andan itibaren kendinizi çok iyi hissediyorsunuz. Düzen ve temizlik konusunda da beklentilerimin çok üzerinde bir yer.


Lütfen ad soyad girin!
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin!
Lütfen yorumunuzu girin!
Yasal Uyarılar

Bu işletme kaydı, Bikonum.com tarafından kamuya açık kaynaklardan alınan bilgilerle otomatik olarak oluşturulmuştur. Listelenen işletmeler site tarafından onaylanmış veya doğrulanmış değildir.

Bikonum.com, 5651 sayılı Kanun kapsamında yer sağlayıcıdır; sitede yer alan bilgiler resmi nitelik taşımaz, doğruluk ve güncellik garantisi verilmez. Bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden site sorumlu tutulamaz.

Konum size aitse düzenleme veya kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

Bi'Konum
Yol Tarifi