I'll start not with history, but with a life truth -)
Thanks to the Obelisk of Constantine, I learned the difference between a column and an obelisk. A column is most often a cylindrical support, while an obelisk is a monolithic, four‑sided pillar that tapers toward the top, serving as a monument or memorial.
Yes, and a second note - it is important not to confuse the Obelisk of Constantine with the Column of Constantine. These two monuments are relatively close to each other, but they look completely different (and, of course, have different histories).
Now, to the point -)
Of the three obelisks standing in the square, this one is probably the "newest". But even the exact date of its installation is unknown. There is a theory that it was erected in the 4th century AD by Emperor Constantine, though even this isn't certain.
What is known is that the obelisk was restored in the 10th century AD, as a plaque reminds us.
During the Crusades, the monument was looted: the gilded plates that covered the obelisk were removed, and the golden (or gilded) statue - or perhaps a sphere - that topped it was taken away.
After that, the monument gradually fell into disrepair. But now, fortunately, it is fenced off from tourists and locals, and in my view, it fits well into the architectural ensemble of the square, which used to be the site of the Hippodrome of Constantinople.
Sultanahmet Meydanı'nı gezerken Theodosius Dikilitaşı'nın hemen yanında yükselen Örme Dikilitaş (Örme Sütun), dışarıdan bakıldığında üst üste dizilmiş çıplak taş bloklarından ibaret gibi görünebilir ama tarihi hikayesi gerçekten çok sarsıcı. Aslında ilk yapıldığında bu sütunun üzeri güneş vurdukça ışıl ışıl parlayan, altın yaldızlı muazzam bronz levhalarla kaplıymış. Hatta o kadar görkemliymiş ki, adeta meydanın mücevheri gibi parlıyormuş.
Ancak 1204 yılındaki o meşhur Latin İstilası (Dördüncü Haçlı Seferi) sırasında şehri acımasızca yağmalayan Haçlı ordusu, uzaktan parlayan bu levhaları saf altın sanmış. O ihtişamlı kaplamaların hepsini tek tek söküp eriterek talan etmişler. Bugün karşımızda duran o çıplak ve yorgun taşlar, aslında o büyük yağmanın ve tarihin en acımasız günlerinin sessiz bir şahidi. Meydanın ortasında, onca yaşanmışlığa rağmen dimdik ayakta durarak adeta tarihe meydan okuyor. Sadece sıradan bir taş sütun deyip geçmeyin, o altın yaldızlı günlerini ve uğradığı o hüzünlü talanı gözünüzde canlandırarak bu tarihi mirasa mutlaka yakından bakın.
Sultanahmet Meydanında tarihi birkaç dikitten birisi. Harika gözüküyor
기준을 세워놓은 듯하네요
기둥사이로 공원이 있어서 벤치에서 잠깐 휴식하기 너무 좋구요
오늘(3/4,26년) 라마단 마지막날이라고 저녁해가 지고 난뒤에 공원 잔디에서 첫 식사를 하는 퀴르키에 국민들을 보니 종교의 힘이 대단하다 생각들었어요
식사를 어딘가에서 나눠주는것처럼 거의 다 비슷한 음식을 먹고 있어서 신기했는데, 정말 공원 끝자락 옆에서 나눠주고 있네요^^
저도 남편도 긴줄에 끼여 한번 받아봅니다
누구나 다 주네요~
每次在歐洲看到一堆石頭疊成一個建築物,我都覺得好不可思議,現今的技術都要一番功夫,古代只有人力,真的了不起
Zidani obelisk rimski spomenik.
Der rund 32 Meter hohe, aus Stein gemauerte Obelisk vermittelt einen authentischen Eindruck byzantinischer Baukunst. Wenn man weiß, dass er ursprünglich mit Bronzeplatten verkleidet war, kann man sich seine einstige Pracht besser vorstellen. Heute steht er als stiller Zeuge der bewegten Geschichte Konstantinopels mitten im Herzen von Istanbul.
Die zentrale Lage nahe bedeutender Sehenswürdigkeiten macht ihn leicht zugänglich. Auch wenn er kein „Highlight“ im klassischen Sinn ist, lohnt sich ein kurzer Stopp, um die historische Atmosphäre des ehemaligen Hippodroms auf sich wirken zu lassen.
Anıtın yapım tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte I. Konstantin (MS 324-337) veya I. Teodosius (MS 379-395) dönemlerinde inşa edildiği sanılmaktadır. Öte yandan 10. yüzyılda VII. Konstantinos tarafından tamir edilmesinin ardından onun ismiyle anılmaya başlamıştır.
O tarihlerde, söylendiğine göre anıt VII. Konstantinos'un dedesi I. Basileios'un zaferlerini resmeden yaldızlı tunç plakalarla kaplıydı, ayrıca dikilitaşın üstünde bir küre bulunmaktaydı. Dördüncü Haçlı Seferi sırasında yaldızlı tunç plakalar haçlılar tarafından çalınmıştır ve eritilmiştir.
1574 tarihli Freshfield Albümündeki çizimde üzerinde hiçbir levha bulunmadığı görülmektedir. Sütunun kaidesindeki deliklerden eskiden mermerle kaplı olduğu anlaşılmaktaysa da bunların kaderi bilinmemektedir.
Çok sayıda Osmanlı minyatüründe rastlanan sütuna, At meydanında talim yapan yeniçeriler tırmanarak çevikliklerini gösterirlerdi. İstanbul konsolosluğunda, antik metinleri aramak ile görevlendirilen (1544-1547) Fransız bilim insanı Pierre Gilles yapı hakkında detaylı bilgi vermiştir. Sultanahmet Cami'nin yapımı sırasında yükselen toprak seviye yüzünden çukurda kalan sütunun etrafı Kırım Savaşı sırasında 1856'da Charles Newton tarafından kazılarak açığa çıkarılmıştır. Boyu 32 metredir.
Dikilitaş'ın VII. Konstantin tarafından onarılmasının anısına iambik trimetrelerdeki yazıt şu şekildedir:
Bu dört köşeli heybetli ve harika anıt,
zamanla harap olmuşken,
şimdi İmparator Kostantinos ile
devletin şanı olan oğlu Romanos tarafından
önceki görüntüsüne nispetle daha iyi duruma getirildi.
Rodos kolosusu harikulade idi,
bu bronz anıt ise hayranlık yaratmaktadır.
Roma döneminde İstanbul'da bulunan yapılardan özellikle sütunların, şehri koruma amaçlı tılsımlara sahip olduğu ve her birinin kenti koruyan değişik özellikleri olduğuna inanılıyordu.
Savaş, doğal afet, hastalık, zararlı hayvanlar gibi birçok tehlikeden koruduğuna inanılan bu sütunlara olan batıl inançlar, İstanbul'un fethinden sonra da devam etmiş.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde "istanbul'un içinde ve dışında olan acayip ve garip tılsımlar bildirir" başlıklı bölümünde İstanbul'u koruduğuna inanılan 17 sütun ve bunların tılsımları anlatılır.
Örme Dikilitaş'ın da İstanbulu
depremlerden koruduğuna inanılıyordu. Evliya Çelebi bu konu hakkında şunları
yazmış; "Konstantin, hükmü altındaki padişahlardan ellerindeki kalelerin ve büyük şehirlerin sayısı kadar renk renk taşlar istetmiş Üç kere yüzer bin taş gelince At Meydanı'ndaki alana dağlar gibi yığılmış. İyi bir mimarbaşı tarafından ortaya dikilen tılsımlı bir demir milin dört tarafına dökülen taşların tam tepesine de hamam kubbesi kadar bir mıknatıs konmuş. Bu mıknatıs sayesinde demir mil çekilmiş. Etrafı renk renk taşlardan oluşmuş bu kule sayesinde şehir depremlerden korunurmuş. Kuleyi inşa eden Uryarin isimli bir mimarmış. Kendisi Ayasofya'yı yapan Ağranos Mimar'ın oğluymuş ve kulenin ortasındaki milin tam dibine gömülüymüş."
한쪽면 사진을 찍어서 Chat gpt에게 해석을 부탁하니 대략 요약하면
“상·하 이집트의 왕,
라의 아들,
(신) 아문-라에게 사랑받는 자,
영원히 살아 계시는 위대한 왕 ○○가
아문-라 신께 이 기념비를 바친다.”
라고 합니다.
Historical place from Roman era.
It is interesting as it is, but I would love to see it in its glory days, before it's outer metal cover was plundered by the crusaders.
hikayesi önemli bu stunların, onun haricinde bir şeysi yok ama hikayesi sırtliyor değerini.
Na placu znajdują się dwa imponujące obeliski, które nadają temu miejscu wyjątkowy, historyczny charakter. Ich monumentalna forma i starannie zachowane detale przyciągają wzrok i są doskonałym punktem orientacyjnym w okolicy. Plac sam w sobie jest przestronny i umożliwia spacerowanie wśród zabytków, a obeliski tworzą ciekawą scenerię do zdjęć i obserwacji życia miejskiego. To miejsce łączy w sobie walory historyczne i turystyczne, dzięki czemu warto je odwiedzić podczas zwiedzania Stambułu.
1 - 5 Arasında Puan Veriniz
Yorum
Lütfen yorumunuzu girin!