Niğde Emiri Hatır’ın oğlu Şerafettin Mesud tarafından 1267/1268 tarihinde yaptırılan çeşmedir.
Niğde Tarihi
Şehrin adının Hititler dönemindeki Naghita, Ortaçağ kaynaklarında “Nekîdâ” olarak görülür. Selçuklular döneminde ise şehir bugünkü “Niğde” adını almıştır.Osmanlı kaynaklarında Niğde için “Dârülpehlevâniyye” (Yiğitlik yurdu) ve “Ma‘şûkıyye” (sevilen insan) unvanlarının kullanıldığı belirtilir.
İç Anadolu ile Akdeniz bölgesini bağlayan 1.250 m yükseklikteki platoda bulunur.
Niğde yöresinin bilinen tarihi Hititler devrine kadar iner. Sırasıyla Frig, Pers, Makedon (Büyük İskender), Pontus Krallığı, ardından Roma İmparatorluğu’na dahil oldu. Arap akınlarından etkilendi. 832 Halife Me’mûn tarafından imar gören Niğde zamanla gelişerek Tyana’nın yerini alırken Tyana da geriledi. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Kutalmışoğlu I. Süleyman Şah zamanında Niğde ve çevresine Ebülkāsım’ın kardeşi Ebülgazi Hasan vali tayin edildi. Şehrin yakınlarındaki Hasandağı da adını ondan alır.
Niğdeli Kadı Ahmed’e göre şehrin surları ilk defa I. Süleyman Şah tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud zamanında Niğde ve çevresine oğlu II. Kılıcarslan hâkim oldu; onun hükümdarlığı döneminde (1155-1192) şehir esaslı şekilde tamir gördü.
XIV. yüzyılın ilk yarısında Niğde ve çevresi Eretnaoğulları’nın idaresi altına girdi.Karamanoğlu Alâeddin Bey 768’de (1366-67) Niğde ve Aksaray’ı kendi topraklarına kattı.
Niğde’nin kesin biçimde Osmanlı idaresine alınması,1466 yılında Fâtih Sultan Mehmed döneminde Karamanoğulları üzerine yapılan seferler sonucu gerçekleşti.
1490 Emîr Özbek kumandasındaki Memlük kuvvetleri Niğde’yi yağma ve talan etti. Kanûnî Sultan Süleyman Irakeyn Seferi dönüşünde Niğde’den geçti. Bu vesile ile Matrakçı Nasuh kaleyi ve sur dışında bulunan yerleşmeyi tasvir eden bir minyatür hazırladı. XVII. yüzyıl başlarına gelindiğinde şehir bu defa da Celâlî isyanları sırasında büyük tahribata uğradı.
Şehri ziyaret eden İbn Battûta (ö. 770/1368-69), buranın büyük ve kalabalık bir şehir olduğunu yazarken bir kısmının viran halde bulunduğunu da belirtir. Ayrıca şehrin ortasından Karasu adlı bir ırmağın geçtiğini, bir köprü vasıtasıyla iki yerleşimin birbirine bağlandığını yazar.
XVIII. yüzyıl başlarında Niğde yöresinden geçen Batılı seyyah Paul Lucas şehrin daha önceki dönemlerde oldukça büyük olmasına karşılık zamanla küçülerek gerilediğini yazar.
1830 yılında Niğde’de 6700 kişi yaşadığı görülmektedir. Şehirde sokakların kaldırımsız olmasından hareketle harap halde bulunan surların bir kısmı yıkılarak kaldırımlarda kullanılmıştır. 1870 yılında yıkılan 7 adet kale burcu yıkılarak arsa haline getirilmiştir. Bu arsalar üzerine dükkânlar yaptırılarak elde edilen gelir ıslahhane ve hastanenin masrafları için kullanılmıştır.
Niğde Milli Mücadele Dönemi’nde de işgale uğramayan ender şehirlerden biridir. Özellikle Güney (Adana) Cephesi’ne yapılan mücadelelerde etkili şekilde yer aldıkları bilinmektedir.
Milli Mücadele sırasında halkın yardımlarıyla alınan ilk uçaklardan birisinin de Niğdeliler tarafından alındığı bilinmektedir. Bu uçağa Niğde ismi verilmiştir.
1933 yılında demiryolu ve istasyon binası ve 1992 yılında Niğde Üniversitesi’nin kurulması şehrin gelişmesindeki en önemli etkenlerden olmuştur.
Elma ağacı varlığı bakımından Niğde, Türkiye'de ilk sırada yer alırken, ülke genelindeki patates üretiminin yaklaşık dörtte biri gerçekleştirilmektedir. Niğde’de üretilen halılar, dünya genelinde pek çok ülkede alıcı bulmaktadır. Niğde tavası meşhur.
1 - 5 Arasında Puan Veriniz
Yorum
Lütfen yorumunuzu girin!