Ben ziyaret ettiğim sırada kapalıydı o yüzden içini gezme fırsatım olmadı ama güzel tarihi bir kervansaray.
Kitâbesinden, 1018’de (1609-10) I. Ahmed’in emriyle Başdefterdar Ekmekçizâde Ahmed Paşa tarafından inşa ettirildiği öğrenilmektedir. Semte adını veren Ayşekadın Camii’nin karşısında bulunması ve aynı adı taşıyan bir hanın yerine yapılmış olmasından dolayı Ayşekadın Hanı (Kervansarayı) olarak da anılır. Mimarının Mimarbaşı Sedefkâr Mehmed Ağa olduğu, Edirneli mimar Hacı Şâban’ın da ona yardım ettiği bilinmektedir. Kesme taş, tuğla ve ahşap malzeme ile inşa edilen yapı iki ayrı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölüm, kuzeybatı-güneydoğu istikametinde yerleştirilmiş ve üzerleri çift meyilli ahşap bir çatı ile örtülmüş bulunan dikdörtgen planlı iki büyük mekândan, ikinci bölüm ise bunların önünde yer alan büyükçe bir avlu ile onu dıştan çevreleyen dükkân dizilerinden oluşur.
Tek kelimeyle harika. Tarihe ilgisi olanlar için gerçekten çok faydalı.
Gördüğüm en güzel Kervansaray’dı. Üstelik kapalıydı, içerisini gezemedik, buna rağmen dış mimarisi yeterliydi anlamak için. Kesinlikle Kervansaray kültürünü bilmek için en iyi yerlerden ️
Ayrıca dış cephesinde alışveriş yapabileceğiniz harika dükkanlar var.
Osmanlı padişahlarının Balmumu heykelleri ile güzel bir çalışma mutlaka görülmesi gereken yer
Şu anda tadilat nedeniyle kapalı. Kapısına gidip geri döndük maalesef
Kervansarayın genel görünümü terk edilmiş gibi, bahçesi bakımsız, bir bölümü tadilatta ancak kapıya asılan duyuru devlet ciddiyetinden uzak, çalışma günleri için aranıp sorulacak numaraya ulaşamadım, gittiğimde ana kapı açık içerideki kapılar kapalıydı, pazartesi kapalı olduğu küçük bir yerde yazıyordu, kervansarayın bulunduğu alan çok geniş ve devasa bir yap ancak gerekli önem gösterilmediği aşikar…
Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından 1609 tarihinde yaptırılmış olup Sultan Ahmed'e hediye edilmiştir. Yapı; dört büyük ahır, birçok odalar, iki şadırvan, cadde üzerinde taş yapı dükkanlardan oluşmaktadır
Giriş serbest. Osmanlı padişahları ve tarih boyunca Türk devletlerine ait balmumu heykeller var. Çok güzel.
Kervansaray, 1609-1615 yılları arasında Sultan I. Ahmed döneminde, dönemin önemli devlet adamlarından Ekmekçizade Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın öğrencisi olan Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın tasarladığı bu yapı, Osmanlı mimarisinin zarif ve fonksiyonel örneklerinden biri olarak kabul edilir. Kervansaray, 102 metre uzunluğunda, 73 metre genişliğinde olup iki avludan oluşur. Yapının doğu ve batı yönünde bulunan iki büyük kapısı, kervanların ve yolcuların giriş çıkışlarını kolaylaştırmıştır. Kervansaray, konaklama, ticaret ve sosyal hayatın merkezi olarak inşa edilmiştir ve uzun yıllar boyunca tüccarların, yolcuların ve devlet görevlilerinin konaklama ihtiyaçlarını karşılamıştır.
Ekmekçizade Kervansarayı'nın tarih boyunca taşıdığı önemin yanı sıra, mimari yapısı da dikkat çekicidir. Ana avlu, etrafında sıralanan odalar ve dükkanlarla çevrili olup, ortasında büyük bir şadırvan yer alır. Odalar, kervansarayı ziyaret eden yolcuların dinlenmesi ve eşyalarını muhafaza etmesi için tasarlanmıştır. Kervansarayın hamamı, mutfağı ve mescidi de bu kompleksin içinde yer alır, bu da yapı kompleksinin bir nevi küçük bir şehir gibi işlediğini göstermektedir. Kervansaray, Osmanlı döneminde Edirne'nin önemli bir ticaret merkezi olmasına katkı sağlamıştır. Günümüzde ise restore edilerek otel ve kültürel etkinliklerin düzenlendiği bir mekân olarak hizmet vermektedir. Kervansaray, Osmanlı ticaret ve mimarisinin inceliklerini günümüze taşıyan önemli bir kültürel miras olarak kabul edilir.
Ziyaret ettiğimiz tarihte içeride hiçbir sorumluya rastlamadık, adeta terk edilmiş gibiydi. Bu tarihi kervansaray içinde birden fazla müze tasarlanmış ancak balmumu heykellerin bulunduğu müze fena değildi. Tarih boyunca yaşamış Türk büyüklerinin (Hunlardan itibaren) balmumu heykelleri mevcut. Edirne'ye gelmişken görülebilir.
İçinde Türki Devlet Liderleri Balmumu Müzesi var gayet iyi kesinlikle gezilmesi gerekir.
Ayşe Kadın Cami’sinin karşında yer alan kervansarayı Ekmekçizâde Ahmet Paşa tarafından 1609 yılında Sedefkar Mehmet Ağa ve Mimar Hacı Şaban Ağa’ya yaptırılmış. Ayşe Kadın Han’ı olarak ta bilinir.
Tam olarak tadilatı bitmemiş olsa da içeriye harika Osmanlı padişahları ve eski Türk medeniyetleri Kağanlarının balmumu tarzında heykelleri vardı. Kesinlikle gidilmesi gereken harika bir yer. Şu an için ücretsiz ama sonrasını bilmiyorum. Ben gittiğimde kimse yoktu ve buna çok şaşırdım. Kesinlikle çok rağbet görmesi gerekiyor
Eski halinden eser kalmamış,oldukça bakımlı yenilenmiş bir mekan karşıladı,mutlaka gezilip ziyaret edilmesi gereken bir müze Edirne'nin tarih kokan en güzel müzelerinden biri diyebilirim.
Büyük bir heyecanla geldiğimiz Edirne gezimizde, Türkiyedeki 3 bal mumu heykeli müzesinden biri olması sebebiyle gezmeye merakla beklediğimiz bu müze bizi hayal kırıklığına uğrattı. Daha müze kapısına gelmeden müze etrafındaki dükkanların çoğunun boş ve atıl durumda olduğunu gördük. Müzenin kapısında sorumlululara ait düşündüğümüz (çünkü içeride hiç kimse yoktu) arabaların park edildiğini gördük. Müze avlusu olan orta kısım oldukça bakımsız adete terkedilmiş gibiydi. Ayrıca burada da 1 araç yine park halindeydi. Bal mumu heykelleri müzede güzel olan tek şeydi. Balkan eserleri kısmı tadilatta olduğu için göremedik ( tadilat yapan hiç kimseyi göremesem de). Kapıda yazan tadilattayız yazısı o kadar özensizdi ki… Bilgisayar çıktısı almaya üşenmişler. Müze gezisinde 1 görevli veya güvenliğe rastlamadık. Trakya rotasında planladığımız tüm müzeleri gezdik. Ancak bu müze hem tarihin mirasına karşı utanç verici hem de Türkiye’nin tanıtılması açısından berbattı.
1 - 5 Arasında Puan Veriniz
Yorum
Lütfen yorumunuzu girin!