Tarih olan her yer çok iyidir benim için mükemmel
Su çöple dolu çok kirli çok kötü.
Cok ıyı
Amasya Yalıboyu Evleri, Yeşilırmak’ın kıyısında yer alan ve her adımında tarih kokan eşsiz bir gezi noktası. Bu bölge, Osmanlı dönemine ait geleneksel Türk mimarisini en iyi yansıtan yerlerden biri olarak gerçekten büyüleyici. Evlerin renkleri, ahşap işçiliği ve nehirle bütünleşen konumları, burayı yalnızca fotoğraf çekmek için değil aynı zamanda gezip hissetmek için de ideal kılıyor. Yalıboyu’nda yürürken adeta geçmişe yolculuk yapıyormuş gibi hissediyorsunuz; her köşe, eski Amasya yaşam tarzının izlerini taşıyor.
Yürüyüş yolları güzel düzenlenmiş ve sakin bir atmosfer sunuyor. Kafe ve küçük dükkanların bulunduğu alanlar, gezinizi daha da keyifli hale getiriyor. Özellikle gün batımında Yeşilırmak’a yansıyan ışıklarla birlikte evlerin silueti fotoğraflar için harika kareler sunuyor. Amasya’ya gelen herkesin ilk uğradığı yerlerden biri olan bu bölge, hem tarih hem doğa hem de kültür turizmi açısından benzersiz bir deneyim sunuyor.
Yalıboyu Evleri’nin çevresi temiz, yürüyüş yolları düzenli ve her yaştan ziyaretçi için uygun. Rehberli turların yanı sıra kendi başınıza da rahatça gezebilirsiniz. Çay bahçelerinde mola vermek, nehir sesini dinlemek ve tarihi evlerin güzelliğini seyretmek burada yapılacak en keyifli aktivitelerden. Ayrıca akşamları ışıklandırma altında ayrı bir romantik hava yakalayabilirsiniz.
Kısacası Amasya Yalıboyu Evleri, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Tarihi atmosferi, doğal güzelliği ve huzurlu ortamıyla burayı ziyaret etmek gerçekten unutulmaz bir deneyim. Amasya rotanıza mutlaka ekleyin!
Evler güzeldi
Güzel
Yalıboyu Evleri Amasya’nın ruhu gibi. Irmak kenarında dizilmiş eski konaklar çok güzel bir görüntü veriyor. Akşamüstü yürüyüşü ve fotoğraf için özellikle keyifli. Şehri tanımak için en doğru yerlerden biri.
아마시아 아름답습니다
야경을 못봐서 안타까워요
Hatuniye Mahallesi, Hazeranlar Sokak ve Yeşilırmak kıyısı "Amasya Yalıboyu Evleri"ni görmek için ideal mekanlardır.
Yalıboyu Evlerinin Genel Özellikleri: Anadoluda Neolitik dönemden günümüze kadar gelen süreç içerisinde, konut mimarisini incelediğimizde Amasya'nın kendine özgü bir mimari geleneğe sahip olduğu görülür. Türklerin Anadolu'ya geldikten sonra geliştirdikleri konut tipleri görülmektedir. Hımış yapı tekniği (ahşap çatkı arası kerpiç dolgu) sık kullanılmıştır. Ahşap kültürünün doğal yapısı gereği fazla uzun ömürlü olmayışı Selçuklu ve Erken Dönem Osmanlı evleri günümüze kadar ulaşamamıştır. Ancak son dönem Osmanlı konut mimari örnekleri günümüze kadar ulaşabilmiştir.
Amasya evleri sokak dokusu olarak yan yana sırt sırta bitişik nizamda yapılmıştır. Konutlar haremlik ve selamlık olarak düzenlenmiştir. Birinci kat ve ikinci kat üzerine yapılmış Şahniş veya şahnişirin evlere de rastlanır. Konutlar genellikle avlulu ve bahçelidir. Haremlik ve selamlık olarak düzenlenen konutlarda bahçe genellikle ortada kalmakta ve burada ocak ve su kuyusu bulunmaktadır. (Yörgüçler ve Mısırlar Konağı) İkinci katlar cumbalı olarak yapılmakta bu sayede hem evin planında simetri oluşmakta hemde daha fazla yer kazanılmaktadır.
Özellikle Yalıboyu’nda Roma Dönemi kalın sur duvarları üzerine yapılmış konutlarda, Yeşilırmağa bakan güney yöndeki evler, eliböğründelerle desteklenerek dışarıya taşırılmış, böylece evlerin iç mekanında genişleme sağlanılmıştır. Pencereler genellikle üçlü gruplar halinde düzenlenmiş giyotin pencerelerdir. Ayrıca pencere önlerine kafeslik yapılarak mahremiyet sağlanmıştır.
Amasya'nın 1.Derece deprem bölgesinde yer alması 1915 yangını, 1939 depremi ve zaman zaman sel felaketleri konutları olumsuz yönde etkilemiş ve bunlardan en az etkilenen Hatuniye Mahallesi olmuştur.
Hazeranlar Konağı: Ünlü şair Ziya Paşa'nın Amasya mutasarrıflığı zamanında Defderdarlık görevini üstlenen Hasan Talat Bey tarafından 1865 yılında yatırılmıştır. Hasan Talat Bey Amasyaya sürgün gönderilen Kimyager Aziz Mahmut Beyin oğludur. Hazeran Hanım‘da Talat Beyin kızkardeşidir. Bundan dolayı konak bu isimle anılır. 1968 yılında Hazeran Hanım'ın kızı Hatice Hanım tarafından konak satılmıştır.
05.05.1992 gün 2364 sayılı karar ile 35 envanter numarasıyla tescil edilmiştir. Roma Dönemi sur duvarları üzerinde yer alan 19'uncu yüzyıl sivil mimarlık örneği olup, 1976'da Eski Eserler Genel Müdürlüğü tarafından satın alınmış restore işlemlerinden sonra 1984 yılında alt kat Güzel Sanatlar Galerisi üst kat etnografik eserlerin sergilendiği Müze Ev olarak ziyarete açılmıştır. 1998 yılında onarım görmüş 2001 de tekrar açılmıştır.
Konak, geleneksel Osmanlı sivil mimari özellikleri göstermektedir. Yapı kuzey güney yönünde bodrum kat dahil üç katlı olarak, açık avlulu, iki ana girişli, haremlik ve selamlık bölümlerinden oluşmaktadır. Haremlik ve selamlık islami geleneklere uygun olarak ayrı tutulmuşlardır. Konağın haremlik girişi, Sultan II.Beyazıt’ın hanımı Bülbül Hatun tarafından inşa ettirilen Sıbyan Mektebi ile iki katlı ahşap konutlar arasında çift kanatlı ahşap avlu kapısıdır. Dışarıya kapalı açık avlunun batı duvarında büyük bir ocak ve avlunun ortasında, giriş merdiveninin önünde su kuyusu bulunmaktadır. Avludan merdivenlerle bir zamanlar konağın ahır olarak kullanılan bölümüne girilir. Burası Güzel Sanatlar Galerisi olarak düzenlenmiştir.
Konağın bodrum kısmında ahşap taşıyıcı kolonları görmek mümkündür, bu kısım Roma Dönemi MS. II. yüzyılda yapılmış 3 metre kalınlığındaki sur duvarlarına oturtulmuş, Yeşilırmak yönünde 5 adet ahşap direkle dışarı taşırılmış bunlar ve Bursa kemerle birbirine bağlanmıştır. Böylece düzgün olmayan bu kısım da genişletilmiştir.
Galerinin batısında yer alan kemerli ve tonozlu mekan ise develik bölümüdür. Cumba üzerleri konsollar üzerine oturtulmuş alınlıklıdır. Doğu cephesi bitişik nizamdan dolayı sağırdır. Haremlik 4 eyvanlı, orta sofalı, 4 köşede dikdörtgen bir mekan bulunması nedeniyle Klasik Türk Evi planındadır.
Manzara harika
Yesilırmaga yansıyan evlerin görüntüsü insanı büyülüyor adeta.
1 - 5 Arasında Puan Veriniz
Yorum
Lütfen yorumunuzu girin!